Osmanlı’da Tımar Sistemi Nedir, Nasıl İşler?

Tımar Sistemi kavramına girdiğimiz tarih derslerinden aşinayız. Peki ne kadarını hatırlıyoruz?

[lwptoc numeration=”none” numerationSuffix=”dot” title=”İçindekiler Tablosu” toggle=”0″ hideItems=”0″]

Ertesi gün tarih sınavı olanlar, televizyondaki bilgi yarışmasında sorulan soruya cevap bulamayanlar, hocam bu gerçek hayatta ne işimize yarayacak diye soranlar, sordukları yıllar sonra aklına takılıp da neydi bu tımar sistemi diye düşünmekten uyuyamayanlar… Toplanın, Osmanlı’nın en parlak dönemlerinde uyguladığı tımar sistemi nedir, nasıldır, neden bırakılmıştır, hepsi bu listede.

1 Tımar sistemi padişahın sipahilere imparatorluk topraklarını devretmesi sistemidir.

Tımar sistemi padişahın sipahilere imparatorluk topraklarını devretmesi sistemidir.

314-16. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulanan bu sistemde topraklar sipahiler arasında paylaştırılır. Ancak bu devir elbette ki karşılıksız değildir. Sahip olduğu toprakların  işlenmesini sağlayan askerler bu bölgede vergi toplamak ve asayişi sağlamakla yükümlüdürler.

2 Toprak sahibi tımarlı sipahiler Osmanlı Ordusunun bel kemiğini oluşturur.

Toprak sahibi tımarlı sipahiler Osmanlı Ordusunun bel kemiğini oluşturur.

Bu sistemle belli bir arazinin hâkimi olan sipahiler Tımarlı Sipahi olarak bilinir ve ordu içindeki en kalabalık asker grubudur. Tımarlı sipahiler savaş zamanında savaşa katılır, barış zamanlarında ise bölgenin güvenliğini sağlar.

3 Temelde askeriyeye dayanan sistemin Osmanlı İmparatorluğu’na asayiş dışında da katkıları vardı.

Temelde askeriyeye dayanan sistemin Osmanlı İmparatorluğu’na asayiş dışında da katkıları vardı.

Sipahiler tımar dahilindeki halktan vergi topluyor ve bununla hem kendi geçimini sağlayıp hem de asker yetiştiriyorlardı. Böylelikle İmparatorluk, hem halihazırdaki askerleri hem de yetişecek olanlar için ayrıca bir bütçe ayırma gereği duymuyordu.

4 Sistemin en önemli katkılarından biri de merkezi otoriteyi güçlendirmesiydi.

Sistemin en önemli katkılarından biri de merkezi otoriteyi güçlendirmesiydi.

Düzenli bir şekilde alınan vergiler ve bu düzenin idarecisinin asker olması merkezdeki otoritenin İmparatorluk topraklarında hissedilmesini sağlıyordu. Böylelikle padişahın atadığı bu görevliler otoriteden bağımsız feodal beyliklerin olduğu sistemlerin aksine merkezi otoriteyi güçlendirdiler.

5  Tımarlı sipahilere atanan topraklar üçe ayrılıyordu.

 Tımarlı sipahilere atanan topraklar üçe ayrılıyordu.

Bunlardan ilki olan “Miri Topraklar”ın mülkü devlete aitti ama yönetim hakları “dirlik” olarak askerlere ve yöneticilere veriliyordu. İleri düzey devlet adamlarına verilenlere Has Topraklar; defterdar, çavuş ve alabeylere verilenlere Zeamet Toprakları; bazı devlet adamları ve askerlere verilen en küçük dirlik topraklara ise Tımar deniliyordu. İkinci toprak türü olan Mülk Toprakları kişilere özel olarak atanırken, Vakıf Topraklarının mülkü dini amaçla kurulmuş vakıf ve kurumlara aitti.

6 Üretimin devamı için toprağı terk etmemek esastı.

Üretimin devamı için toprağı terk etmemek esastı.

Tımar arazisine bağlı olan köylüler araziyi terk edemiyorlardı. Toprağından ayrılan köylüye çift bozan, bunun karşılığında sipahiye ödenen tazminata da çift bozan akçesi deniliyordu.

7 Kanuni Sultan Süleyman döneminde tımarlı sipahiler en parlak dönemini yaşadı.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde tımarlı sipahiler en parlak dönemini yaşadı.

Sayıları 166 bini bulan tımarlı sipahiler Anadolu ve Rumeli olarak ikiye ayrılmışlardı. Rumeli tımarlı ordusunun başı Rumeli Beylerbeyi, Anadolu tımarlı ordusunun başı Anadolu Beylerbeyi’ydi. Savaş durumlarında birbirlerine desteğe giden bu birlikler zamanla öyle büyüdüler ki kendi bölgelerinde desteğe ihtiyaç olmaksızın savunma ve taarruz gerçekleştirebildiler. Tımarların en yoğun olduğu coğrafya Rumeli bölgesi, Bosna, Mora ve Orta Anadolu’yken, Doğu ve Güneydoğu’da sayıları nispeten daha azdı.

8 Avrupa’da ateşli silahların yaygınlaşmasıyla birlikte tımarlı sipahiler önemini yitirmeye başladı.

Avrupa’da ateşli silahların yaygınlaşmasıyla birlikte tımarlı sipahiler önemini yitirmeye başladı.

Çünkü ateşli silahlarla donanmış olan bir başka askeri güç daha vardı: Yeniçeriler. Maaşlarını doğrudan devletten alan Yeniçeri ordusunun aksine askeri gücünü gittikçe kaybeden tımarlı sipahiler, 1839’da Tanzimat Fermanı’yla kaldırılmalarına kadar varlıklarını sürdürebildi.

Kaynak: 1

Oy Verdiğiniz İçin Teşekkür Ederiz!


Yazımıza Emoji İle Tepki Veriniz
  • Beğen
  • Muhteşem
  • Hahaha
  • İnanılmaz
  • Üzgün
  • Kızgın

Leave A Reply

Your email address will not be published.